• nkutluk

Ko Samui



Ko Samui’ye ve dolayısıyla Ko Pha Ngan’a Bangkok’tan gitmenin iki yolu var. Birincisi direk Ko Samui’ye uçmak, diğeri ise Surat Thani’ye uçup, havaalanından otobüs ile feribot limanına gelip, feribota binmek. İnsan neden ikincisinin zahmetine katlansın diyeceksiniz, çünkü kayda değer şekilde ucuz. Ben bu yolla gelirken, bir geceyi, Surat Thani’de geçirdim, ona rağmen ucuz. Çünkü Ko Samui, Tayland'ın ilk popülerleşen adalarından biri, yoğun bir balayı turizmi sahibi ve bunun sonucu olarak da havaalanının vergisi çok yüksek.

Ko Pha Ngan’a bu yolla giderken, aslında Ko Samui pek de planlarım arasında değildi. Ama önceki yazıda bahsettiğim gibi, gitmemenin saçma olacağına karar verip atlayıp feribota 1 saatlik yolculukla karşı adaya geçtim. Yolda, internet üzerinden kalabileceğim yerleri araştırdım ve farkettim ki, Samui, diğer adaya göre bayağı pahalı. Genel fiyatlar X1.2, otel fiyatları ise yerine ve lükslüğüne göre değişen şekilde daha da pahalı.

Ben, Feribottan inince çok uzun bir yol gitmeyeceğim ve barlar sokağı tadında olmayan bir yerler ararken, güzel tavsiyeleri olan küçük bir tesis buldum. Lafı gelmişken, bilmediğiniz bir yerde kalacak otel ararken, booking.com ve airbnb tavsiyelerini asla gözardı etmeyin. Ben özellikle booking için, gelişmiş bölgelerde 7-7.5’u, daha az gelişmiş bölgelerde ise 8.5’u baz puan kabul edip, bunun üzerindeki yerleri araştırıyorum hep ve yanıldığım ya bir-ikidir, ya hiç. Airbnb için biraz daha puan+iç güdü karışımı bakıyorum, onun için böyle bir tavsiye vermem daha zor.


Nihayetinde, yine gecesine 50 TL verdiğim, oldukça tatlı, tertemiz -ve bu defa taş- bir oda buldum. Önü direk kumsal, deniz ve 1.5 km’lik bir yürüyüşle Fisherman Village adında güzel bir yürüme yoluna ulaşabiliyordum. Üstelik denize nazır masaj yaptırabileceğim bir yeri de vardı, tam keyif. Önce 1 gece, sonra 2 derken toplamda 4 gece kaldım.

Samui küçük bir ada olmadığından, bir şekilde seyahat etmenin yolunu bulmak gerekiyordu. Herhangi bir yere gitmek için songthaew’a binecek olsam, en iyimser vereceğim tutar 150 baht, yani 15 TL. Gün içinde git-gel 300 baht. Onun yerine bir motosiklet kiralamaya karar verdim ve 3 gün için 300 baht ödedim. Fakat bir kaç sorun vardı. Birincisi ben daha önce hiç motosiklet kullanmamıştım. İkincisi, babamın gençken motosiklet ile kamyonun altına girme hikayesi, motor yarışçısı bir arkadaşımı motor kazası sonucu kaybetmem gibi sebeplerle aslında bana endişe veren bir araçtı. Üçüncüsü ise, Tayland’da motosiklet kiralamakla ilgili bir sürü korku hikayesi okumuştum. Kiralama için pasaportu aldıklarını, sonra motorda en ufak bir çizik olduğunda yüklü bir ödeme istediklerini, vermezsen pasaportu geri vermediklerini ve hatta masraf çıkarmak için türlü numaralara başvurduklarını, vs.


Kaldığım yer ile ilgilenen çocuğa sordum, nerden kiralayabilirim diye, hemen yolun karşısında olduğunu söyledi. Dolandırıcılıkla ilgili endişelerimi de sordum, bir çok müşterilerinin kiraladığından ve sorun yaşanmadıklarından bahsetti. Gerçekten de benim deneyimim tamamen sorunsuz oldu.

Motosikletçi gayet rahattı. Kullanmayı bilmediğimi söyleyince, bisiklet kullanıp kullanmadığımı sordu, evet dedim, “o zaman no problem” dedi. Bana önce kısaca anlattı, sonra da dükkanının yanında 4-5 tur binmemi sağlayıp gönderdi. Ben olsam, o anki kullanmamla beni göndermezdim doğrusu. Ama o gönderdi ve ben de bir baktım 15 km. gitmiş, park edip çarşıda gezinmeye başlamışım bile.

Akşam gayet kendimden emin, Fisherman Village’a da motosikletle gittim. Otoparkta, gelen araca yol verip vermeme arasında giderken, bir yanlış hareketle motor dengesini kaybetti, ben düştüm, o benim üstüme düştü, dizler parçalandı… etraftan Thai teyzeler gelip önce beni kurtardılar. O motor meğer çok da hafif değilmiş, kendi kendime kaldırmama imkan yokmuş. Sonra neyi yanlış yaptığımı anlattılar. Sonuçta ilerleyen günlerde bir daha düşmedim ama dizim Türkiye’ye döndüğümde halen yaraydı.

Bu küçük kazaya rağmen, motor kiralamak çok iyi fikirdi. Adadaki tüm görülmesi gereken yerleri görebildim ve bu arada kendi küçük keşiflerimi de yapabildim. Sabahları Fisherman Village’da muhteşem lezzetleri olan bir kafeye gidip kahvaltı edebildim. Büyükanne-Büyükbaba (hin Ta hin Yai) kayalarına giderken (bunun detayına girmeyeceğim :) ama instagram.com/kandisikandisi hesabında resimleri görülebilir), Lamai Beach’te No Stress adında bir plaj restoranı ve Fransız sahibiyle tanıştım. Hem son bir kaç haftada yediğim en güzel lezzetleri yedim hem de keyifli bir mola verdim. Sonra şehrin en hareketli yerleri olan Bo Phut ve Chaweng’i sokak sokak gezebildim, ilgimi çeken yerde durdum. Hepsinden de öte motosiklet kullandım. Korktuğum anlar, çok dik gelen yokuşlar veya arkamdan akan çılgın bir trafik olduğu zamanlar olduysa da kullandım. Çok da iyi ettim!


Ko Samui’nin merkezi sayılabilecek Chaweng, oldukça gelişmiş, alışveriş merkezinden Hard Rock Cafe’ye kadar her şeyin olduğu bir yer. Yoğun Avustralyalı istilası altında. Onlarca bar ve restoran Aussie’ler için varlığını sürdürüyor. Düşük sezonda bile, bayağı hareketli bir gece hayatı var. Bazı barlar caddeye dönükken, bazıları, özellikle de klüpler, caddenin arka tarafında kalan sahil üzerine konuşlanmış durumdalar. Bu klüplerde aslında her gece bir tür Full Moon Party var. Bu durumda millet neden dolunay zamanı toplanıp akın akın karşı adaya geçiyor, onu anlamak çok mümkün değil doğrusu.

Tabiri Caizse, Chaweng biraz piyasa. Benim kaldığım bölgedeki Fisherman Village ise daha ince zevkin ürünü bir yer. Güzel düşünülmüş detayları olan barlar, tezgahlarda ortalama Tayland ürünlerinin yanında tasarıma yakın ürünler, şık kafeler ve lezzetli gözüken restoranlar ile benim daha fazla keyif aldığım bir yer oldu.

Ko Pha Ngan mı Ko Samui mi derseniz, bence Ko Pha Ngan. Bir kere, deniz daha güzel herşeyden önce. Ayrıca ayda 5 günlük bir dönemi ayrı tutarsak, çok daha özgün bir yer. Ama bunun yanında, Tayland’ın her yerinin “burda daha kalsam kalırım” dedirten bir yanı var. Rahat, yavaş ve gevşek hissettirdiğinden olsa gerek, insan gitmek istemiyor. Aslında genel olarak Tayland’lılar suratsızlar, bir çok kişiye sevimsiz gözükebilirler ama benim anladığım bu daha çok bir karakter özelliği. Bir memnuniyetsizlikten, rahatsızlıktan kaynaklanmıyor. Alışınca aslında gayet güzel bir diyalog içerisinde buluyorsun kendini. Eğer Chiang Mai’ı görmeyi çok istiyor olmasaydım, Ko Samui’de daha haftalarca, hatta aylarca kalabilirdim. Bana deniz, kum güneşle gelin zaten.

Kiraladığım yere motosikleti teslim ettim, pasaportumu sorunsuz teslim aldım. Ertesi gün Surat Thani havaalanı üzerinden gideceğim uçak biletini de yine onlar aracılığıyla satın aldım ve güneye veda ettim.

#Tayland #FullMoonParty #Masaj #Tropik #KoSamui #Doğa

94 views

kandisi kandisi® 2019